Tunç, İç Güvenlik Paketini TV'lere değerlendirdi

AK Parti Bartın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Sözcüsü Yılmaz Tunç, Meclis'in gündeminde olan İç Güvenlik Paketi'ni 24tv, a haber ve tvnet televizyonlarının canlı yayınlarında değerlendirdi.

Milletvekili Tunç, TBMM’den canlı bağlantılarla katıldığı programlarda yaptığı açıklamalarda, İç Güvenlik Paketine muhalefet partileri CHP-MHP-HDP’nin üçünün birden karşı çıktığını ve meclisin çalışmalarını engellemek için her yola başvurduklarını söyledi. Tunç açıklamalarında, “bir tarafta şiddeti, molotofu savunan muhalefet anlayışı, diğer tarafta ise halkımızın huzurunu, güvenliğini savunan iktidar partisi AK Parti var, bizim için milletimizin huzuru ve güvenliği önemlidir” dedi.

Milletvekili Tunç, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlandığını ancak muhalefetin meclisin çalışmalarını engellemek için her yola başvurduğunu söyledi.

“Niçin böyle bir pakete ihtiyaç duyuldu?” sorusunu yönelten Tunç, “Birtakım şiddet olaylarının yaygınlaşmasıyla polisin kendisine verilen yetki ve görevleri uygulamasında ortaya çıkan zaafların giderilmesi adına böyle bir pakete ihtiyaç duyuldu. Bu anlamda tasarıyla polisin arama ve gözaltı yetkisiyle ilgili birtakım değişiklikler yapılıyor” diye konuştu.  

Arama yetkisiyle ilgili değişiklik için muhalefetin "polis devletine yol açacak" şeklindeki eleştirilerle kamuoyunun kafasını karıştırmaya çalıştığını iddia eden Tunç, aksine yeni paketin bazı güvenceler getirdiğini anlattı.

Tasarı ile suç işlenmesinin önlenmesi, kaçan faillerin yakalanması, kişilerin hayatına, mal varlığına veya topluma yönelik tehlikenin önlenmesi amacıyla durdurulan kişinin üstü, eşyası ve aracının aranılarak suçla etkin mücadele etmek ve ayrıca vatandaşın uzun süre bekletilerek mağdur edilmemesi amacıyla polise arama yetkisi verilmektedir. Polise arama yetkisi verilirken aynı düzenlemede  keyfi davranışları önlemek amacıyla arama yetkisi belli şartlara bağlanmış ve kapsamlı bir denetim mekanizması öngörülmüştür.  Polisin arama yapabilmesi için; sınırlılık, yazılı olma hali, tutanak tutulması, gerekçelerin sunulması ve 24 saat içinde hakim onayının alınması gibi zorunluluklar detaylı bir şekilde tarif edilmiştir. Anayasa’ya aykırı bir husus yoktur, Anayasamız acele hallerde hakim kararı yerine yetkili merciin kararı ile arama yapılabilir diyor, yapılan düzenleme de bu yönde. Acele hallerde polis, mahkeme kararı olmadığı için arama yapamıyordu ve suçun önlenmesinde zafiyetler ortaya çıkıyordu. Düzenlemeyle arama yetkisine sahip olacak polis, arama gerekçesini de tutanakla arama yapılan şahsa vermek zorunda olacak. Bu, insan hakları açısından güvencedir.” Dedi.

Gözaltı yetkisi

Polise verilen gözaltı yetkisi ile ilgili uygulanan sistem, bütün dünyada uygulanıyor. Almanya, Amerika, Belçika ve Fransa’da polisin 24 saatten da fazla gözaltına tutma yetkisi var. Burada da insan hakları ve evrensel hukuk açısından herhangi bir mahsur yok. Polise verilecek 24 saatlik gözaltı süresi, Avrupa ülkesindeki standartlarının da çok altındadır. O nedenle 'polis devletine yol açan bir uygulama' yönündeki eleştiriler doğru değildir. Polis bu yetkiyi sadece suçüstü hallerinde ve kanunda sayılan kasten adam öldürme cinsel istismar gibi belirli sayıdaki suç tipleri için kullanabilecek” Dedi.

“Polis eğitimi, ülkenin demokratik gelişmişlik düzeyiyle uyumlu hale gelecek”

Tunç, Polis Koleji ve Güvenlik Bilimleri Fakültesi ile ilgili düzenlemenin de önemli olduğuna dikkati çekerek, böylelikle polis teşkilatının üniversite mezunlarından oluşan ekiple donatılacağını dile getirdi.

“Polis Koleji'ne 14 yaşında çocuklar alınıyor ve 4 yıl yatılı eğitim veriliyor" diyen Tunç, "Daha sonra Güvenlik Bilimleri Fakültesi’nde de 4 yıl kapalı ve yatılı eğitim veriliyor. Yani şimdiki sistemde hiç dışarıya çıkmadan, toplumdan haberi olmadan verilen polis eğitimi var. Bu sistem değişikliğiyle polis eğitimi, ülkenin demokratik gelişmişlik düzeyiyle uyumlu hale gelecek" ifadesini kullandı.

Molotof’un silah sayılması

Paketle ilgili en çok tartışılan konunun molotofkokteylinin silah sayılıp sayılmaması olduğunu vurgulayan Tunç, patlayıcı ve yaralayıcı özelliğine işaret etti.

Tunç, demir bilyelerin de yaralayıcı özellikte olduğunu belirterek, molotofkokteylinin TCK’nın 6. maddesinde suç sayıldığını anımsattı. “Buna karşın polisin silah kullanma yetkisi açısından Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nda sadece tabanca ve tüfek gibi silahlar 'ateşli silah' kabul edilmiş" diyen Tunç, şöyle konuştu:

"Polis, görevini yaparken Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’na göre hareket ediyor. Molotofkokteyli, silah sayılmadığı için polisin yetkisinde zafiyet söz konusu oluyor.  Yine gösterilere yüzünü kapatarak girenin gösteri amacıyla değil, suç amacı taşıdığı görülüyor. Molotofkokteylini savunmak, yüzünü kapatarak gösterilere katılmak, yaşam hakkına karşı gelmektir. O gösteriye katılanları korumak da devletin görevidir. Orada pankart açan, slogan atan göstericiler, demokratik hakkını kullanıyor ama yüzünü kapatan provokatörler sapanlarla ortalığı birbirine katabiliyor. Molotofkokteyli ve yüzünü kapatarak gösteriye katılmak, kamu güvenliğini, başkalarının özgürlüğünü engelleyen bir durumdur. Bunu engellemek, devletin birinci görevidir. Bununla ilgili cezalar arttırılıyor. Muhalefet, bunlara itiraz ediyor."

"İç güvenlik paketini yasalaştıracağız, bunda da kararlıyız"

Yaşam hakkının birinci derece insan hakkı olmasına karşın toplantı, gösteri ve yürüyüşlerin de anayasal hak olduğunu aktaran Tunç, bu hakkın da korunması gerektiğini dile getirdi. Yılmaz Tunç, toplantı, gösteri ve yürüyüşün hangi hallerde sınırlanabileceğini evrensel hukuk ve Anayasa'nın belirlediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, milli güvenliğin sağlanması, başkalarının hakkına müdahale edilmesiyle bu hak sınırlanabilir çünkü yaşam hakkı önceliklidir. Bugün bir tarafta molotofkokteylli şiddeti sokaklara terörize etmeyi savunan muhalefet, diğer tarafta huzuru ve kamu düzenini sağlamaya çalışan iktidar anlayışı var. Milletimiz bizim ne yaptığınızı çok iyi biliyor. MHP, CHP ve HDP, üç muhalefet partisi bir araya gelmiş, ‘bu yasayı geçirmeyiz’ diyor. 'Neden geçirmezsiniz' diye sorduğumuzda maddelerle ilgili tek olumlu düşünceleri yok. Tek tek ‘şu maddede şu hata var' demiyorlar, ‘topyekun biz bu yasaya karşıyız’ diyorlar. Böyle olunca bir tarafta huzuru savunan iktidar, bir tarafta şiddeti savunan muhalefet görüntüsü orta çıkıyor. Gece gündüz Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çalışacağız ve bu İç Güvenlik Paketi'ni yasalaştıracağız, bunda da kararlıyız.”

Denetim Mekanizması getiriliyor

Kolluğun önleyici ve adli istihbarat faaliyetlerinin denetimi için mekanizma oluşturulacağını anlatan Tunç, Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın denetimiyle TBMM’de oluşturulacak 17 kişilik komisyonun kolluğun çalışmalarını denetleyeceğini, böylece keyfi dinlemelerin ve yetki aşımının önüne geçileceğini savundu.

Tasarıda Nüfus Hizmetleri kanununda yapılan değişikliklerle de vatandaşlarımızın gündelik hayatını kolaylaştıracak önemli düzenlemelerin yapıldığını belirten Milletvekili Tunç, Bonzai ve benzeri sentetik maddelerin de uyuşturucu kapsamına alınarak, cezalarında artış sağlanıyor” dedi.

 

Bakmadan Geçme